“15 Temmuz Işığında Eğitimi Yeniden Düşünmek” Sempozyumu

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’deki eğitim sistemi İstanbul Medipol Üniversitesi Akdeniz Araştırmaları Merkezi (AKAM) ve İmam Hatipliler Derneği’nin (ÖNDER) ortaklaşa düzenlediği sempozyumda ele alındı.

15 Ekim Cumartesi günü Marmara Üniversitesi Sultanahmet Yerleşkesi Rektörlük Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyuma Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Başbakan Başdanışmanı Dr. Necdet Subaşı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş, ÖNDER Genel Başkanı Halit Bekiroğlu, İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Babacan, Yrd. Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

15 Temmuz gecesi ve demokrasi nöbetleri fotoğraflarından oluşan serginin gezilmesiyle başlayan sempozyum, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, ÖNDER Genel Başkanı Halit Bekiroğlu ve Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Babacan’ın açış konuşmalarıyla devam etti. Sempozyumda Türkiye’nin eğitim sorunu, siyasal kimlik ve eğitim, 28 Şubat üzerinden Türkiye’de laiklik ve din eğitimi, eğitimdeki eşitsizlikler, din eğitiminin hukuki çerçevesi ve insan yetiştirme süreci gibi başlıklar tartışıldı. Sempozyumda sunulan tebliğlerden oluşan kitapçık, AKAM-ÖNDER işbirliğiyle yayımlandı.

“15 Temmuz’un öğrettiği ve öğreteceği şeyler var”
İstanbul Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Babacan, “15 Temmuz darbe girişiminin bizlere öğrettiği ve öğreteceği şeyler var. Bunlara dair şu ana dek çoğunlukla olayın siyasi yüzü tartışılageldi ve maalesef ülkede bu manada ciddi fikir ortamının henüz oluşamadığını müşahede ettik. Eğitimin 15 Temmuz’u nasıl ve ne şekilde etkilediğini tartışmak için bir araya geldik. Aradan geçen 4 aylık zamanda oluşturulmaya çalışılan fikirsel iklim; katı sekülerizm ve Kemalizm’in sebep olduğu bir olgusal sürecin bugün ironik ve de trajikomik biçimde topluma ilaç olarak sunulmaya çalışıldığıdır. Gerçekten sorun ne idi? Nasıl buraya geldik? Burada hangi olguların ne şekil ve ağırlıkta rolleri var? Tartışmamız gereken asıl sorular bunlardır” dedi.

“Eğitimin bir özgürlük alanı olarak yeniden inşa edilmesi gerekiyor”
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Berat Özipek ise Türkiye’de eğitim sisteminin geçmişten itibaren bireyin içindeki potansiyelin açığa çıkarılması değil, bireye resmi ideolojide ifadesini bulan bir siyasi tercihin, bir dünya görüşünün ve bir hayat tarzının benimsetilmesi olduğunu savundu. Eğitimin temel amacının endoktrinasyon olduğunu, bilgilendirmenin ikincil bir amaç olarak kaldığını belirten Özipek, Milli Eğitim Temel Kanunu’ndan Yükseköğretim Kanununa kadar her düzeyde bu durumun aynı olduğunu vurguladı. Bugünkü sorunların eğitimde otoriter ve tekçi paradigmadan sapmaktan kaynaklanmadığını, tam tersine onun ürünü olduğunu ifade eden Özipek, bu çerçevede sorun üreten eski yapı ve işleyişin çözüm olarak dile getirilmesini eleştirerek, eğitimde evrensel tecrübenin izlenmesini, çeşitlilik ve çoğulculuk temelinde yeniden inşa edilmesini önerdi.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*